18-08-2008 tarihinde SkandaL tarafından Genel Kültür, Kültür & Edebiyat bölümüne eklenmiştir.
DİLİNİ EŞEK ARILARI YAZSIN!
“Kamus, namustur.” İmza: Cemil Meriç.
“Kamussuzluk, namussuzluktur.”
“Namussuzun kamusu yoktur.”
“Kamus, namussuzlara lazım değildir.”
“Kamusun lazım olduğu yerler çok değilse namussuzluk yaygındır.”
“Yabancı dil hayranlığı, kamussuzluktur.”
“Namussuzlar pek uzun konuşamazlar.”
Mantıkî çıkarım (Pek matah bir şey olmasa da): M.Uysal.
Namus: Edeb, haya, doğruluk ve güvenilirlik gibi faziletlerin sonucu olan ve yüksek değer taşıyan haslet; ahlakî ölçülere olan bağlılık. Edep, iffet, ırz, ismet. Doğruluk, dürüstlük. Haysiyet, itibar.
Kamus: sözlük, lügat, büyük sözlük. Bir dilin kelimeleri. Mantık dersini severdim ama pek yararlanma fırsatım olmadı. Hep geçici öğretmenlerle muhatap olmak zorunda kaldım. Geçen yıllarda Marmara Üniversitesinin yayımladığı “Mantık Yanlışları” kitabını aldım, ilgim devam etsin diye. Mantık ilmiyle olan bağım çok kuvvetli değildir yine de kullanmayı severim. Cemil Meriç’in, alıntıladığım cümlesinden ne kadar doğru çıkarımlar yaptığım tartışılır. Yanlış da olsa benim için bir düşünce silsilesi oluşturduğundan, bu çıkarımlar önemli.
Dil, önemli bir araçtır. Kimin dilini ne için kullandığımız da çok önemli. Farklı dil bilen insanlara ihtiyacımız var. Fakat toplumun tamamının başka bir dili öğrenmeye kalkışmasına ihtiyacımız yok. Karganın, kekliği taklit babında yaptığı haysiyetsizlikten başka nedir? Yahut bülbülün çektiği, dili belası.
Şimdi hiç oraya buraya dolandırmadan şunu aktaralım: “Bursa’nın Nilüfer ilçe belediyesine “Dil” ödülü verildi. Bursa’nın merkez Nilüfer ilçe belediyesinin iş yerlerinde Türkçe isim kullanılması yönündeki meclis kararı sebebiyle Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından ödüllendirilmesine karar verildi.” (23/04/2003) Gazetelerden bir haberdi bu aktardığım. Elbette başka dillerden gelen kelimeleri de kullanmak zorunluluğumuz var. Bunun bir sınırı olmalı değil mi? Kamussuzlara hatırlatılması gerekenleri kim hatırlatacak? Dil, bir toplumun en değerli hazinesidir. Onu kim yağmalamak isterse hırsızdır. Dili kim bozmak isterse, kim başka dillerle karma yaparsa uyarılmalıdır.
Bu çerçevede (haberle ilintili olarak) şehir olarak, biz de artık İDK’dan (İngiliz Dil Kurumu) bir ödül bekliyoruz. Ödül töreninde sizi de aramızda görmekten mutluluk duyacağız. Very interesting bir olay olacak, kaçırmayın!


12-08-2008 tarihinde RapidAdmin tarafından Kültür & Edebiyat bölümüne eklenmiştir.

Sen bu şiiri okurken
Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası
Ne de telefonların çalacak gece yarısı
Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık
Kaprislerinin hedef tahtası…
Seni sana
Beni bir akıl hastanesine
Bırakıp gideceğim bu şehirden
Nasılsa kavuşamadım sana
Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım
Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu
Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın
Ne yaptımsa
Bir türlü sana yaranamadım
Artık adressiz
Işıksız
Ve öylesine ıssızım
Dünlerin kadar eskiyim
Verdiğin acılar kadar paslıyım
İşte çıkıp gidiyorum hayatından
Nasılsa fark etmez senin için
Belki çok şanslı
Belki de en yaşlıyım…
Artık
Pusulam hasreti
Saatim yalnızlığı
Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana
Neylersin
Yolcu yolunda gerek
Belki bundan sonra
Belki senden sonra
Adam olur bu “asi yürek”
Ve dersini alır da bu sevdadan
Bir daha
Boyundan büyük denizlere
Asılmaz kürek
Yarın bu saatlerde
Ben yollarda olacağım
Sen kimbilir kaçıncı uykunda
Masal mavisi bir rüyada
Ve elbette o korsan yüreğin
Yine pusuda
Oysa
İlk defa sesimi duymayacaksın
Sitemlerin sahipsiz
Soruların cevapsız kalacak
Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum
Tanımadığın bir korku içini saracak
Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın
Ne oldu?
Ne oluyor?
Ne olacak?
Sonra
Bir gözün kör
Bir kulağın sağır
Bir ayağın kırık
Bir kolun kesik
Düşeceksin yollara
Yani baştan başa yarım
Yani baştan başa eksik
Bütün duvarlar üstüne yıkılacak
Belki ilk defa
“Unutuldum” diyerek için sızlayacak
Ve sen bu şiiri okurken
Ayrılığımız çoktan başlamış olacak
Belki de son tesellin
Sana yazdığım “bu son şiir” olacak
Ve kimbilir
Unutulmuş bir gecenin tam ortasında
Başucundaki bir radyoda
Uykusuz bir şair yüreğini çınlatacak
Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına
Sana adanmış bu satırları
“Bütün şehirler uyur
İstanbul uyumaz
Ve birgün
Bütün sevenler unutur seni
Ama bu “şair yürek”
ASLA UNUTMAZ…”
Ahmet Selçuk İLKAN
31-07-2008 tarihinde RapidAdmin tarafından Genel Kültür bölümüne eklenmiştir.
Periyodik tablo, bilinen tüm elementleri belirli bir düzene göre içeren ve incelemeyi kolaylaştıran bir sistemdir. İlk olarak 1867 yılında J.A.R Newlands, elementleri artan atom kütlelerine göre sıralamış ve bir elementin, kendisini izleyen sekizinci elemente benzer özellikler gösterdiğini ifade eden “Oktavlar Yasası”nı ortaya koymuştu. Devamını Oku »
30-07-2008 tarihinde RapidAdmin tarafından Genel Kültür bölümüne eklenmiştir.
Türkçenin Tarihi Gelişimi
(Muharrem Ergin)
Eski Türkçe
Türk yazı dilinin ele geçen ilk örnekleri Orhun âbidelerinin metinleridir. Fakat bu metinler şüphesiz Türk yazı dilinin ilk örnekleri değildir. Çünkü Orhun âbidelerindeki dil yeni teşekkül etmiş bir yazı dili olarak değil, çok işlenmiş bir yazı dili olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan, Türk yazı dilinin başlangıcını ele geçen bu ilk metinlerden çok daha öncelere çıkarmak gerekir. Türk yazı dilinin sekizinci asırdan sonraki gelişmesi ile mukayese edilerek bir tahmin yürütülürse, Orhun abidelerindeki yazı dilinde hiç değilse bir kaç asırlık bir gelişme mevcut olduğuna kolaylıkla hükmolunabilir. Buna göre Türk yazı dilinin başlangıcını Milâdın ilk asırlarına, hiç olmazsa Orhun âbidelerinden bir kaç asır önceye çıkarmak doğru olur. Fakat Orhun kitabelerinden daha eski bir metin ele geçmediği için bu yazı dilini ancak sekizinci asırdan itibaren takip edebilmekteyiz. Devamını Oku »
26-07-2008 tarihinde RapidAdmin tarafından Genel Kültür, Kültür & Edebiyat bölümüne eklenmiştir.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü Devamını Oku »