RapidLookup.Net » Kilo Almak

ŞİŞMANLAMAK İSTİYORUM

12-11-2007 tarihinde RapidAdmin tarafından Kilo Almak bölümüne eklenmiştir.

Bedenize uygun kıyafet bulamıyorsunuz. Hem de fazla kilolardan değil!! Çünkü giydiğiniz herşey üstünüzden düşüyor. Herkes diyetle, egzersizle zayıflamaya çalışırken , siz kilo almak için çabalıyorsunuz.. Ancak ne yaparsanız yapın kilo alamıyormusunuz.. öyleyse bu yazı tam sizin için..

Vücudun, normal ağırlığının 10-15 kilo altında olamsına zayıflık, 15- 20 kilonun altında olmasına ciddi zayıflık deniyor. Örneğin 1.60 cm. Boyundaki bir kişinin ideal kilosu 54 kg. Olarak değerlenriliyor. Bu boydaki kişi 46- 48 kilo arasında bir kiloya sahipse zayıf, 43- 46 kilo arasında hafif zayıf, 42 kilonun altındda ise ciddi zayıf olarak değerlendiriliyor. Beslenme Uzmanı Dr. Feryal Erverdi “ Kişinin normal kilosunun 10 kilo altındaki ağırlığı, eğer bir sağlık problemi yaratmıyorsa biz doktorlarca sakıncalı bulunmuyor” diyor. Zayıflık çocuklarda görülüyorsa gelişim olumsuz yönde etkilenebilir eğer yetişkinlikte görülüyorsa iş verimi düşüyor.

Genelde zayıflığın kaynakları genetik olarak söylenebilir. Bunun yanında Hormonal düzensizlikte çok önemli.Hayati organların çalışmasını ifade eden bazal metabolizmanın hormonlar sağlıyor. Bu hormonlar tiroid bezinden salgılanan T3 ve T4 hormonları . Zayıf ikşilerin bazal metabolizmalarının daha hızlı çalışmasının en önemli nedeni bu hormonlarınb fazla salgılanması, bu da metabolizmanın hızlanmasına, dolyasıyla besinlerin daha hızlı yakılmasına nedne oluyor. Sonuçta kilo alınamıyor.Vücut bileşenleri de zayıflığın ya da şişmanlığın nedenlerinden. Yani iki kişi aynı yiyeceklere yese bile biri kilo alırken diğeri kilosunu koruyabiliyor ya da zayıf kalabiliyor. Bunda vücut bileşenlerinin etkisi büyük. Kimi kişilerin vücudunda yağlı doku ya da yağ depolayan hücreler fazlayken, kimilerinde az olabiliyor. Buna göre yağ depolayan hücre sayısı fazla olan kişilerin kilo almasaı da o derece kolaya diyebiliriz.

Zayıflığın Etkileri..
Kötü görünüm: Belki manken gibi zayıf bir görünüm bir sınıra kafar hoş olabilirç Ancak hayati çizgi aşıldığında ortaya hiç de hoş olmayan bir vücut çıkıyor. Giyilrn hiçbir şey uygun olmuyor, bedene göre kıyafet bulunmuyor.

Ciltte kırışıklık: Aşırı derecede zayıflık cildin kırışmasına ve daha çabuk yaşlanmasına neden oluyor. Çünkü yeterli beslenilmediği için cildi canlı tutan E ve C vitaminleri alınamıyor, bunun yüzünden cilt beslenemiyor, gerekli nemi besinlerden ya da sıvılardan alamadığı için cilt kırışık görünüyor. Ayrıca ciltte kuruluk , gevşeklik diğer olumsuz etkilerden.

Çabuk yorulma: Yeterli beslenilmediği için bağırsaklardan kana geçen besin maddeleri organlar için de yeterli olmuyor. Bunun için metabolizma kendini güvence altına alıyor. Daha az enerji harcamak için hareketler daha yavaş yapılıyor. Ani hareketler , tempolu yaşam karşısında metabolizma bu eforu karşılayamadığından kişiler çok çabuk yoruluyor, bu da sosyal yaşamı engelliyor.
Baş dönmesi: Özellikle ani kalkışlar da göz kararması ve baş dönmesi meydana geliyor. Yeterli ve dengeli beslenilmediği için dolaşımdaki kan, ağırlığını hayati organlarda yoğunlaştırıyor. Ani kalkışlar ve hareketlerde baş dönmesi ve göz kararması ortaya çıkıyor.

Anemi: Kansızlık, yeterli beslenmemenin getirdiklerinden.

İshal: Metabolizmanın hızlı çalışmasına bağlı olarak ishal görülüyor.

Adet düzensizliği: Yine metabolizmanın hızlı çalışmasına ve dengesiz beslenmesine bağlı olarak adet kanamalarında düzensizlik oluşuyor. Özellikle tiroid hormonlarının fazla salgılanması durumunda zayıflıkla birlikte adet düzensizliği en sık görülen belirtilerden.

Nabız atışında bozukluk: Bredikardi ve taşikardi, yani nabız atışının hızlı ya da yavaş olması zayıflığın etkilerinden.
Kalp- damar- hastalıkları riski: Eğer zayıf kişi sigara veya alkol kullanıyorsa, kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski yükseliyor.

Sinirlilik: Obes yani şişman insanlar neşelidirler. Ama zayıf insanlar aksine çabuk kızan bir yapıya sahiptirler. Bunda yetrsiz beslenmenin etkisi çoktur . Vücut gerekli vitaminleri ve mineralleri karşılamadığında sinir sisteminde bozukluklar , yorgunluk ortaya çıkıyor. Bazı vitaminlerin insanı rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisinin olduğu artık bir gerçek . Bünyedeki vitamin dengesizliği kişinin sinir sistemi etkileniyor. Ayrıca T3 ve T4 hormonları zayıf kişilerde fazla salgılandığı için sinrlilik, el titremesi, terleme, ishal, yorgunluk, adet düzensizilği gözükür. Bağışıklık sisteminin zayıflaması: Zayıf kişiler immün sistemi yani bağışıklık sistemi de zayıftır. Bu nedenle hastalıklara daha çabuk yakalanıyorlar. Dış etkenlere karşı dirençlerinin düşük olması yüzünden hastalıkları diğer hastalara oranla daha ağır geçiyor.

Nasıl Kilo Alınır?
Öncelikle zayıflığın nedenini anlamak gerekiyor. Eğer hormonal nedenlerden dolayı zayıflık meydan agelmişse, hormon tedavisi olmak yeterli oluyor. Parazit gibi asalaklardan dolayı ise ağızdan alınan ialçlarla tedavi yapılıyor. Parazit ya da kurt gibi asalak canlılar ortadan kaldırıldığında kendiliğinden kilo alınabiliyor. Ancak eğer beslenmeden kaynaklanıyorsa beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi gerekiyor. Bir de kilo alınırken bu ister istemez yağ olarak depolanıyor. Yani kilo alınırken yağlanmak kaçınılmaz. Ancak iyi bir beslenme düzeniyle en aza indirmek mümkün . Zayıf kişiler için sofra düzeni yemeğin ısısı, mönü çok önemlidir.

Kişinin günlük enerjisi saptandıktan sonra + 1000 kalorilik enerji eklenerek bir tedavi uygulanılır. Bu yüzden ilk önce beslenme alışkanlığı saptanır. Öğünler artırılır ve üç ara üç ana öğün olarak düzenlenir. Ara öğünlerin içeriği besin değeri yüksek yiyeceklerden oluşmalıdır.

Enerji daha çok karbonhidratların çoğaltılmasıyla sağlanmalıdır. Yağlarda yapılan artış bulantıya sebep olmaktadır.

Diyet proteini 1,5 gr\kg şeklinde ayarlanmalıdır. Proteini daha yüksek vermek mümkün olmakla beraber bazı amino asitlerin serotonini arttırmalarıyla iştahsızlık oluşur. Bu yüzden proteini daha fazla arttırmak olumsuz etki yapar.

Diyetin vitamin ve mineral içeriği zengin olmalıdır. Özellikle B grubu vitaminler yoğun verilmelidir. Bu gruptaki vitaminler iştah artışı sağlarlar.

Diyetin en önemli özelliklerinden biriside hacim yönünden az besin kalitesi yönünden zengin besinlerden oluşturulmasıdır.

Mükemmel Sofra
Dr. Feryal Erverdi “ Bunun için sofranın düzeni, yemeklerin ısısı, seçilen menü yani yemekle ilgili herşey mükemmel olmalı” diyor. Akşam yatmadan birkaç saat önce ise mutlaka birşeyler atıştırmakta fayda var. Çünkü gece uykudayken metabolizma yavaşlıyor. Yani yatmadan önce tenilen yemekler kilo olarak geri dönüyor. Bir de yağlı yiyeceklerden çok proteinli yiyeceklere yönelmek gerekiyor. Tabi ki enerji açısından karbonhidratlı yiyeceklerin de menü de olması lazım. Özellikle mısır, pirin., yulaf, buğday, ve bu ürünlerden yapılmış yiyeceklere yönelmke gerekiyor.

İDEAL KİLO

12-11-2007 tarihinde RapidAdmin tarafından Kilo Almak bölümüne eklenmiştir.

İdeal kilonuzu bulun!
Bilimadamları artık sağlıklı ve uzun yaşamın sırlarını verirken ideal kiloyu korumanın önemini özellikle vurguluyor. Özellikle orta yaşlardan itibaren ideal kiloyu korumak ve sabit tutmak pek çok sağlık problemini de önlemeyi sağlıyor.

Dediğimiz gibi düzenli spor yapmak, sigaradan uzak durmak, stresten kaçınmak ve ideal kilonuzu korumak çok önemli. Her insanın vücut yapısı farklı olduğundan, ideal kilo hakkında kesin önerilerde bulunmak mümkün değil. Ancak kilonuzun boyunuza uygun olup olmadığı konusunda bir fikir sahibi olabilirsiniz. Vücut Kütle İndeksi (VKİ) adı verilen bir ölçüm tablosuna göre, kilonuzun sağlıklı aralıkta bulunup bulunmadığını öğrenmek mümkün. Bunun için kilonuzu boyunuzun santim cinsinden karesine bölüyorsunuz. Elde ettiğiniz değer sizin VKİ değeriniz oluyor. 20-40 arasında ifade edilen bu değere göre az kilolu veya obez olup olmadığınızı öğreniyorsunuz.

Kilo Almak İçin

12-11-2007 tarihinde RapidAdmin tarafından Kilo Almak bölümüne eklenmiştir.

Kilo almaya yardımcı ürünler var mı? Evet, kilo almaya yardımcı ürünler var; aminasit preparatları gibi. Ancak, bu tür tabletler bilinçli bir şekilde kullanılmalı. Ayrıca, arı poleni veya kişideki eksikliğe bağlı olarak doğru mineral ve vitamin takviyeleri de kullanılabilir.

* Kilo alırken bunun orantılı olması için nelere dikkat edilmeli? Bu tamamen kişinin kemik ve kas yapısıyla ilgili. Doğru kilo alımlarında yağ dokusunun artmasının yerine, aynı oranda kas yapısının artması ve vücut yağının da normal seviyeye gelmesi önemli. Hafif egzersizler alınan kilonun dengeli dağılımına yardımcı olur. Ama kişinin fizyolojik özellikleri, genetik yapısı, hareketliliği de bu konuda bir etken olacaktır.

* Kilo aldıran özel bir karışım var mı? Her kişinin vücut yapısı nasıl kilo verirken farklı ise, kilo almada da kişiye özeldir. Bu nedenle, kişiye özgü hazırlanmış bir program ile başarıya ulaşılabilir. Hazır meyve suyu yerine taze sıkılmış bir meyve suyunu tüketmek, hazır reçel yerine ev yapımı doğal bir reçel tüketmek kişi için daha besleyici olacaktır. Tatlı olarak sütlü veya meyveli tatlılar tüketilebilir. Bu tatlıların üzerine ceviz, badem veya fındık eklenebilir.

Sütü Neden ve Nasıl İçmek Gerekli?

12-11-2007 tarihinde RapidAdmin tarafından Kilo Almak bölümüne eklenmiştir.

Sağlıklı ve dengeli beslenme, uzun zamandır en çok konuşulan ve üzerinde durulan konular arasında yer alıyor. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için yediğimize, içtiğimize artık daha çok dikkat ediyoruz. Peki, sağlıklı bir beslenmenin temel unsurlarından olan sütü neden ve nasıl tüketmeniz gerektiğini biliyor musunuz?
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Prof. Dr. Tanju Besler’in verdiği bilgilere göre;, beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji, su ve besin öğelerinin (karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineralleri) gerektiği miktarlarda (RDA) gün içersinde düzenli olarak alınması eylemidir. Sağlıklı beslenme için vücuda ihtiyacı olan temel besin öğelerini dengeli ve yeterli bir şekilde kazandırmak gerekiyor. Süt ve süt ürünleri tam da bu noktada önem kazanıyor.
Tüm beslenme uzmanlarının ve doktorların fikir birliği içinde oldukları konu, sütün sağlıklı beslenmenin temel unsuru olduğudur. Bunu söylemek yanlış olmaz çünkü süt, özellikle protein, yağ, vitamin (C vitamini hariç) ve mineraller (başta kalsiyum ve fosfor olmak üzere) gibi beslenmede çok önemli olan besin öğelerini bünyesinde bulunduruyor.
Bol bulunan ve kolaylıkla tüketilebilen, tek başına bireyin gelişim sürecinden başlayarak hayatının tüm aşamalarında besin gereksinimi büyük oranda karşılayan sütün ülkemizde, bilinçli ve verimli bir şekilde tüketildiğini söylemek güç. Düşük tüketim rakamları, ağırlıklı olarak açıkta, sağlıksız koşullarda satılan sütlerin tercih edilmesi, süt tüketimi konusunda toplumun güçlü bir bilince sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ne Kadar Süt İçmeli?

Öncelikle bir bardak sütün besin değerini inceleyerek, günde içilmesi gereken yeterli süt miktarı bilgisine ulaşalım. Bir bardak sütte 6 yaşındaki bir çocuğun ihtiyacı olan yüzde 52 kalsiyum, yüzde 30 potasyum, yüzde 35 protein, yüzde 11 B1 vitamini, yüzde 9 A vitamini, yüzde 44 B2 vitamini, yüzde 12 folat, yüzde 14 B6 vitamini, yüzde 18 magnezyum, yüzde 12 çinko, yüzde 55 fosfor, yüzde 6 enerji ve yüzde 6 niasin gereksinimini karşılar. Bu listeyi uzatmak mümkün olacaktır.
Yaşamın ilk altı ayında (0-6 ay) bebeğe anne sütünden başka hiçbir ilave besin verilmemelidir. Bunun dışında bir yaşından sonra tüm yaş grupları için süt tüketiminin en az iki su bardağı olacak şekilde düşünülmelidir. Ancak bu süt tüketimi özellikle 6-16 yaş grubunda daha da artırılabilir ve dört su bardağına kadar çıkabilir.

Nasıl Tüketmeli?

Süt tüketirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, açıkta satılan süt yerine, sağlıklı ambalajda satılan sütü tercih etmektir. En son Hacettepe Üniversitesi’nden bazı öğretim üyelerinin 2001 yılında gerçekleştirdiği altı hafta süren saha araştırması sonuçları, neden açıkta satılan sütlerin tüketilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Araştırmada, Ankara’nın 39 semtinden toplanan 150 sokak sütü, 109 UHT süt ve 41 pastörize süt örneği incelenmiştir. Uluslararası standartlarda, 1 mililitre sütte kabul edilebilir bakteri miktarı 5 bin ile 50.000 bin iken, incelenen tüm açık süt örneklerinde bu sayının 100 binden fazla olduğu tespit edilmiştir. Yapılan analizlerde, pastörize ve UHT Uzun Ömürlü Süt’lerin ise insan sağlığı açısından tüm standartlara uygun özellikler taşıdığını gördük.
Yine Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’deki Açık Sütün Kimyasal Kalitesi: Vitaminler” başlıklı çalışmada da, açıkta satılan sokak sütünün zaten düşük olan vitamin değerinin, kaynatıldıktan sonra daha da düştüğü ortaya çıktı. 15 dakika kaynatılmasının ardından çiğ sütteki Tiamin yüzde 66, Riboflavin ve Folik Asit yüzde 50, Niacin yüzde 12 oranında azalırken, B12 vitaminindeki kayıp da 15 dakika sonunda yüzde 30’a varıyor.

Sütün Isıl İşlemden Geçirilmiş Olması Şart!

Sağlıklı tüketim için sütün mutlaka ısıl işlemden geçmiş, yani pastörize ya da UHT Uzun Ömürlü süt olması gerekiyor. Sokak sütleri, kaynağı bilinmeyen sütler kesinlikle satın alınmamalı ve kullanılmamalıdır. Isıl işlemden geçmiş sütlerin ambalajlarının orijinal, kesinlikle hasar görmemiş olmasına dikkat etmek önem taşıyor. Pastörize sütlerin mutlaka soğuk zincirde korunması gerekiyor. UHT sütler, uygulanan işlem gereği açılıncaya kadar üzerinde belirtilen tarihe kadar oda sıcaklığında tazeliğini koruyabiliyor.
UHT ve aseptik ambalajlama teknolojileri sıvı gıda ürünlerinin kısa bir süre ısıtılarak süratle oda sıcaklığına soğutulması ve işlenen gıdaların dolumunun tamamen kapalı ortamda gerçekleştirilmesi esasına dayanıyor. Ürünler 2- 6 saniye süreyle 135-150oC arasında ısıya tabi tutuluyor. Daha sonra hızla oda sıcaklığına soğutuluyor. Modern bir UHT tesisinde ürünlerin dolum işlemi kapalı bir sistemde, aseptik ortamda gerçekleştiriliyor. Aseptik ambalaj altı katmanlı yapısı sayesinde gıda ürünlerinin hava ve ışık gibi dış etkenlerle temasını önlüyor. Son derece hızlı bir süreç olan UHT işlemi ürünün tadında, görünümünde ve besin değerinde herhangi bir değişikliğe yol açmıyor.
Daha sağlıklı bir toplum için, işleme ve ambalajlama teknolojilerinin de desteği ile her an kolaylıkla ulaşabildiğimiz temel besinimiz sütü hak ettiği gibi tüketmeliyiz. Süt içmek, bir ömrü sağlığımız bozulmadan, kaliteli bir şekilde yaşayabilmek için alabileceğimiz en basit önlemlerden biridir.

Brokoli ve Brüksel Lahanasını Haşlamadan Yiyin

12-11-2007 tarihinde RapidAdmin tarafından Kilo Almak bölümüne eklenmiştir.

Brokoli ve brüksel lahanasının kansere karşı faydalı olduğu biliniyor. Ancak uzmanlar, bu sebzelerin kaynatılarak pişirilmesi durumunda içindeki kanserle savaşan maddelerin büyük bölümünün yok olduğunu belirtiyorlar.
Kansere karşı faydalı olduğu bilinen “glucosinolates” adlı maddeleri içeren brokoli ve brüksel lahanasının kaynatılarak pişirilmeleri halinde, bu sebzelerde bulunan kansere karşı savaşan maddelerin yaklaşık yüzde 80’i suya geçerek heba oluyor.
Daily Mail’in internet sitesinde yer alan habere göre, Warwick üniversitesi’nden bir grup bilimadamı, pişirme yöntemlerinin bu sebzelerdeki glucosinolates seviyelerini nasıl etkilediğini araştırdılar. Araştırma sonucunda, brokolinin 30 dakika haşlanması halinde glucosinolates miktarının yüzde 77, 10 dakika haşlanması durumunda ise yarısının azaldığını tespit ettiler.
Yarım saat haşlanan karnabaharda yararlı maddelerin yüzde 75’inin, lahanada yüzde 65’inin, brüksel lahanasında yüzde 58’inin kaybolduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda sebze tüketiminden azami faydayı sağlanabilmesi için kaynatmaktan vazgeçilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, sebzelerin buharda, mikrodalgada veya kızgın yağda pişirilmesini öneriyorlar. Uzmanlar, bu sebzeleri dondurmanın da yararlı maddelerin seviyesinin azalmasına yol açtığını vurguluyorlar.



Sponsorlar

hosting